Küresel Isınma ve Su
Kullanımı/Tarım İlişkisi
tar-get ’e, Türkiye’nin çok elverişli doğa koşullarına
sahip olmasına rağmen tarımda VERİMLİLİĞİN VE KALİTENİN ÇOK DÜŞÜK
OLMASI ve üreticinin yeterli kazanç sağlayamaması gerçeği yanında;
yapılan hesaplar sonucu mevcut nüfus artışı ve mevcut tarımsal üretim
ile 30 yıl sonra dünyada AÇLIKTAN TOPLU ÖLÜMLER olacağı tehlikesi
sebebiyle ihtiyaç duyuldu.
Şu an 2007 yılındayız. 02.02.2007 tarihinde yayınlanan BM raporuna bir
göz atalım ve bugünkü durumu tahmin etmeye çalışalım:
Paris'te açıklana Küresel Isınma Raporu'nda, ısınmaya insani
faliyetlerin neden olduğu belirtildi. Rapora göre sıcaklık bu yüzyıl
içerisinde 2 ila 4.5 derece artacak
Fransa'nın başkenti Paris'te açıklanan olan 130'u aşkın ülkeden 2 bin
500 bilim adamı ve uzmanın çalışmalarına dayanılarak hazırlanan
Birleşmiş Milletler (BM) Küresel Isınma Raporu'nun "dünyayı şoka
uğratacağı" bildirildi.
"Hükümetlerarası Küresel Isınma Paneli" (IPCC) adlı grup tarafından
hazırlanan raporun tamamlanması 6 yılı bulurken, grubun başkanı R.K.
Pachauri, raporun insan-küresel ısınma bağlantısı konusunda bugüne
kadarki en inandırıcı delilleri sağlayacağını belirtti.
Raporda sadece küresel ısınmanın değil, aynı zamanda buna neden olan
şeyin insanoğlunun faaliyetleri olduğunu gösteren pek çok kanıt
bulunacağını kaydeden Pachauri, "Umarım bu rapor insanları şoka
uğratacak ve hükümetlerin daha ciddi biçimde harekete geçmelerini
sağlayacak; çünkü bundan daha özgün ve inandırıcı bir bilimsel çalışma
bulamazsınız" dedi.
'Çılgın' hava değişiklikleri
Edinilen bilgiye göre, IPCC grubunun raporunda, yanmakta olan fosil
yakıtlarının başını çektiği insani faaliyetlerin en az yüzde 90'ının,
son 50 yıl içindeki küresel ısınmadan sorumlu olduğu vurgulanacak.
Küresel ısınmaya ilişkin bugüne kadar hazırlanan dördüncü rapor olan
çalışma, bu yüzyıl içinde hava sıcaklığının 2 ila 4.5 derece
artacağını da öngörüyor ve en muhtemel rakamı 3 derecelik artış olarak
veriyor. Aynı zamanda Hindistan'ın en önde gelen çevre kuruluşunun
başkanı olan Pachauri, sera gazları denilen karbon içerikli gazların
atmosfere yayılmasının, ısı artışlarına, deniz seviyesi
yükselmelerine, buzul erimelerine ve "çılgın" hava değişikliklerine
yol açtığını vurguladı.
Kaynak: Milliyet
30 yıl sonra açlıktan toplu ölümler olma tehlikesi hala var mı?
Vardıysa önleyebildik mi? Hala varsa önleyebilir miyiz?
Önce gelin, WWF (Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı) tarafından yapılmış
bir çalışmadan çarpıcı bir resme bakalım:

Bu resimlerin
gerçekliğini merak edip az önce Google Earth programından Tuz gölünün
uzay fotoğrafını inceledim. Sanırım 2007 yılında ve kışın (Ocak
ayında) çekilmiş olması gereken fotoğraf aşağıda:
2007

Açıkçası ilk 3
resmin yazın mı kışın mı çekildiğini bilmiyorum. Ancak yazın bile
çekilmiş olsa açıkça görülüyor ki, 2000 yılındaki fotoğrafta alttaki
küçük su parçası göl ile birleşirken 2007 yılındaki fotoğrafta bu
birleşme yeri yok. Gözle görülür bir kayıp bu...
Su kaynaklarımız
azalıyor. Zaten su zengini bir ülke olmadığımız da bir gerçek,
aşağıdaki verilere bir bakalım:
Kişi başına
düşen 1430 m3’lük kullanılabilir su toplamıyla Türkiye, kişi başına
2020 m3 kullanılabilir su kaynağına sahip Irak’ın epey gerisinde yer
alır. Bu durum göz önüne alındığında, büyük su kaynaklarına sahip
olmadığımız açıkça görülebilir.
DSİ Genel Müdürlüğü’nün verileri, 2030 yılında su kaynaklarımızın %100
verimle kullanılacağını öngörüyor. 2030 yılında nüfusu 100 milyona
ulaşacak olan Türkiye, kişi başına düşen 1100 m3 kullanılabilir su
miktarıyla, su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelecektir. Bu
veriler göz önüne alındığında, 2050 ya da 2100 yılında, Türkiye’nin
çok ciddi bir su kriziyle mücadele etmesinin kaçınılmaz olduğu ortada.
Bu tehlikeyi en aza indirmek için, su kaynaklarımız çok dikkatli
yönetilmelidir.

2030 yılında nüfusu 100
milyona ulaşacak olan Türkiye, kişi başına düşen 1100 m3
kullanılabilir su miktarıyla, su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna
gelecektir.
Kaynak: WWF
Bu verileri
incelediğimiz zaman kolayca göreceğiz ki tehlike olarak belirlediğimiz
"açlıktan toplu ölümler tehlikesi" mefhumu için zincirin zayıf halkası
sudur ve 2007 fotoğrafı ile de öngörebileceğimiz gibi tehlike artarak
kuvvetlenmektedir.
Bilinmektedir ki
en fazla su tarımsal faaliyetler sebebi ile tüketilmektedir. Yıllar
geçtikçe sanayi, ev kullanımı ve son olarak da içme suyu kullanımı
için ihtiyaç duyduğumuz su sebebi ile tarımsal sulama konusunda çok
ciddi önlemler almamız, planlama yapmamız gerekmektedir.
Bu konu ile ilgili benim aklıma gelen önlemler şunlar:
1- Golf
Sahalarında Sürdürülebilir Sistemler Kurulması
Mail grubumuzda (http://tech.groups.yahoo.com/group/tarimsal)
da bahsi geçtiği gibi özellikle Türkiye' nin Güney Bölgelerinde golf
sahaları bulunmaktadır. Bu sahalara yenileri eklenmektedir. Yine mail
grubumuzdan bir katılımcı şunu belirtmiştir: "Dünya Su Fonu çölleşen
Akdeniz Havzasındaki tüm ülkeleri golf turizmi için yeterli suyunuz
yok diye bir kaç yıl önce uyarmıştı..."
Bence yasaklamacı
zihniyet ile yol alınmamalı. Bu sahaların, sürdürülebilir enerji ve su
politikaları oluşturmaları zorunlu kılınabilir belki ancak bunun
ötesinde "kapatalım" mantığı yanlıştır. Ben bu sahaların
sürdürülebilir sistemlerle etkin ve dünya kaynaklarını çarçur
etmeyecek şekilde işletilebileceğini düşünüyorum. (Golf sahaları için
bahsettiğim sürdürülebilir uygulamalar: Kendi suyunu elde etme [bu
alanda gereken enerjiyi de yenilenebilir kaynaktan üreterek], damlama
sulama gibi pahalı ama etkin sulama sistemlerini kurma, uygun ve az su
tüketen çim çeşitlerini kullanma, toprağın nem kayıplarını önleyici
tedbirler alma gibi)
2-
Tarımsal Faaliyetlerde Değişiklikler
2-a Su
Kullanımı
En çok su tüketen
ve kişi başına düşen suyumuzun en büyük miktarını kullanan tarımsal
faaliyetlerde suyun kullanımı ile ilgili sistematik düzenlemeler
yapmalıyız. Bu amaçla en etkin sulama sistemlerini kullanmak
gerekmektedir. Elbette bitkiye suyu "su" aracılığı ile göndermektense
(yani salma sulama), suyu bitkinin ayağına götürmek çok daha
mantıklıdır. Ayrıca damlama sulama son nokta olmayabilir. Bana göre
damlama sulama sisteminde tarla (bahçe) hiç de doğal olmayan bir çok
plastik boru ile dolmaktadır. Mesela bunun yerine her bitkinin dibine,
veya gerekli belli bölgelere küçük su depoları konabilir ve bu depolar
uzaktan kablosuz iletim aracılığı ile gelen belli zamanlardaki
impulslarla suyu toprağa veya ortama verirler. Ayrıca bu depolar
çevreden kendi sularını da toplayabilir özellikte de olabilir ve
böylece zorlu depo doldurma iş yükü azalır veya ortadan kalkar.
2-b
Toprak İşleme
Tarlaya-bahçeye
verdiğimiz suyun büyük kısmı toprakta bulunan küçük boşluklardan, (ki
bu boşluklar küçük bacalar gibi çalışırlar) su kaybı olmaktadır.
Toprak işleme, topraktan su kaybını arttıran bir unsurdur. Toprak
işlemeye alternatif uygulamalar başlamıştır ve sürmelidir. Bence
toprak işleme yapılmasına gerek yoktur. Bugün sıfır işlemeli tarım
dönemi yaygınlaşmıştır. Özellikle günümüz dünyasında, toprak işlemenin
faydaları ve zararları incelendiğinde, zararları daha ağır
basmaktadır.
2-c
Malçlama ve Benzeri Topraktan Su Kaçışını Önleyici Yöntemler
Malçlama
ülkemizde, belli ürünlerde zorunlu olarak kullanmanın haricinde (çilek
gibi) pek kullanılmayan, su kullanımını ne kadar etkinleştirdiği ve
verimine derece arttırdığı bilinmeyen bir uygulama. Hatta belki bir
çok üretici tarafından ne olduğu bile bilinmiyor. Mesela benim Ziraat
Fakültesi 3. sınıfı bitirmiş bir stajyer kardeşim (bu yazıyı okuyorsa
selamlar gönderiyorum Erdinç Kardeşime buradan) stajı sırasında bana "malçlama"
nın ne olduğunu sordu. Daha önce hiç duymamış ya da bilmiyor.
Araştırmasını söyleyince buldu ve öğrendi. Malçlama bence üzerinde çok
durulması gereken, araştırmaların yoğunlaştırılması gereken bir alan.
Açıkçası ben de kendi uygulamalarım ve deneyimlerim dışında malçlama
ile ilgili ek bilgiler edinecek pek fazla kaynak görmedim.
Bu arada malçlama
nedir onu da açıklayalım. En basit anlatımı ile toprağın üzerini
kapatmaktır. Ancak bu anlatımı detaylandırmak gerekiyor. Tarım
Bakanlığı web sitesinden aldığımız bir cümle ile malçlama şöyle
tanımlanmış: "Bitkilerin daha iyi gelişme gösterebilmeleri için
toprağın fiziksel özelliklerini (sıcaklık, nem vb.) artırmak,
kaliteli, erkenci ve bol ürün almak amacıyla toprak yüzeyinin ince bir
tabakayla kaplanmasına malçlama denir." Bence malçlama tek başına bir
yöntem olarak üreticilerce araştırılıp uygulanması gereken önemli bir
husustur.
Çim alanlarında
suyun tutulmasını sağlamak için toprağa zeolit atmak tavsiye edilir
bir uygulama ve deneyimlerimiz etkinliğinin göz ardı edilemeyecek
düzeyde olduğunu söylüyor.
Tüm bunların
dışında üretici kendine özel çözümleri kendi de bulabilmelidir.
Tarımsal üretim, üzerine bolca kafa yorulması gereken detaylı ve
çözülmeyi bekleyen bir çok sorunu içeren bir faaliyettir. Bir hocamız,
tarımsal üretimde (onun verdiği örnek tavuk üretiminde idi ancak
genele yayılabilir) şu öneriyi yapmıştır:
"Eğer kümeste
hiç bir bildik yöntem ile çözülemeyen bir problem varsa, mevkiinizin
ne olduğuna bakmada sandalyenizi alın, kümesin ortasına koyun ve
tavukları inceleyin. Bir süre sonra sorunun çözümü aklınıza
gelecektir."
Prof. Dr. Servet
YALÇIN
(Kendisine bu güzel nasihat için teşekkür ederiz. Şahsen bu tavsiye
meslek hayatımda benimçok işime yaramıştır.)
Bu tavsiye
tavukçulukta işe yaradığı gibi daha bir çok tarımsal üretim
faaliyetinde, hatta diğer alanlarda da etkinliği geçerli; faydalı bir
uygulamadır.
Ben,
özellikle alanıma giren tarımsal üretim konusunda su kullanımı ile
ilgili en önemli kalemlerde neler yapmak gerektiğini anlattığımı
düşünüyorum.
Konuyu toptan
toparlamamız gerekirse önümüzdeki yıllar, dünyada sürdürülebilir bir
yaşamın devam edebilmesi açısından bazı dar boğazların bizi
beklediğini göstermektedir. Bu dar boğazlardan ilkinin "su ihtiyacı"
olduğu tahmin edilmektedir. Bu sebeple su tedariki ve kullanımı ile
ilgili hem dünya çapında, hem bölgesel anlamda hem de kişisel olarak
önlemler almamız gerekmektedir. Bu önlemler yasa ve yönetmeliklerle
desteklenmeli, eğitimlerle yayılmalıdır. Oluşturulan yasa ve
yönetmelikler yasaklayıcı olmaktan çok yönlendirici olmalı, tavır
değişikliği eğitim ve ikna yolu ile sağlanmalıdır.
Su İle İlgili Slayt
Çalışmayı Görmek İçin Tıklayınız... |